ANKARA - KIZILCAHAMAM

DALAKSUYU AKÇAÖREN KÖYÜ

www.dalaksuyuakcaoren.com

 
line decor
     
line decor
 
 
 
 

 


 
 
 
 
 
 
 
 
 

 


 

Dalaksuyu Akçaören

     Geçmişini bilmeyen, anmayan milletler ve toplumlar geleceklerine yön veremezler. Bir millet veya topluluk, kültürel değerlerine sahip çıktığı oranda dünya üzerinde var olma hakkına sahiptir. Geçmişi ve kültürel değerleri ile bağları kopmuş, millî ve manevî değerleri, örf ve adetleri bozulmuş milletler yok olmaya mahkûmdur.
Bu duruma düşmüş milletin mensupları da bostan tarlasına dikilen korkuluklara benzer. Küçük bir rüzgâr esintisinden etkilenir ve devrilir gider. Mazisini bilen ve kültürünü yaşatan insanların oluşturduğu topluluklar ise ulu çınar ya da çam ağaçları gibidir. Toprağın altındaki kökleriyle hem kendi yaşantısını garanti altına alır, hem de yeni filizler veya tohumlarla kendi soyuna gelecek hazırlar, çoğalır, orman olur.
            Bireylerin kendisine ve çevresine faydalı olabilmesi, kültürel ve ekonomik kazanımlarını geliştirmesiyle mümkündür. Bu iki değerin aynı anda bir kişide bulunması (istisnalar hariç) mümkün görülmemektedir. Bizlerin amacı, bu değerlere sahip kişileri bir araya getirmek, ortak güç oluşturmalarını sağlamak; öncelikle kendisine, sonra ailesine,  köyüne, milletine ve bütün insanlığa faydalı hale getirmektir. Şunu unutmayalım ki; çocuklar 6 yaşına gelip okula başlamadan önce Ana dilini ve kültürel değerlerinin bir kısmını anne ve babasından öğrenir. Anne ve baba olarak kültürümüzü yaşayıp çocuklarımıza da öğretmeliyiz ki gelecek nesillerimiz de örf ve adetlerimizi yaşatmaya devam ettirebilsinler.
            Sağlıklı bir gelecek hazırlayabilmenin ve içinde bulunduğumuz durumdan daha iyi bir konuma gelebilmenin yolu; işbirliğine gitmek ve takım ruhuyla hareket etmekten ibarettir. Mahalle takımlarının yaptığı gibi topu eline geçiren futbolcunun bütün gücünü harcayarak karşı kaleye kadar çalımlarla topu sürüp gol atmaya çalışması yerine; sahaya yayılıp, topu paslaşmak, işbirliğine gitmek ve yorulmadan fazla gol atmak amacımız olmalıdır. Eline geçirdiği topu taca atan ve isteksiz top oynayan oyuncunun değiştirilmesi ve takımın tek hedefinin kazanmak olması şarttır.
            Akçaören Köylüleri olarak başarılı olmak için yardımlaşmak, paylaşmak, güçlüklere beraberce göğüs germek, teknolojik gelişmelerden de faydalanarak ortak akıl oluşturmak,  tasada-kıvançta ortak olmak, Akçaörenli kimliği altında toplanmak, birbirimizi tamamlamak ve sevmek zorundayız. Şunu unutmayalım ki bilgi ve sevgi paylaşıldıkça büyür; acı, hüzün ve keder ise paylaşıldıkça azalır.
            Derneğimizin ana vizyonunu (hedefini) Anadolu Erenlerinin

“GELİN CANLAR BİR OLALIM,
   ZORU KOLAY KILALIM
  SEVELİM, SEVİLELİM
  BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ.”

    “BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM.”

                           “BEN GELMEDİM KAVGA İÇİN,
                             BENİM İŞİM SEVİ İÇİN.
                             DOSTUN EVİ GÖNÜLLERDİR
                             GÖNÜLLER YAPMAYA GELDİM.”

 

            deyişleriyle özetlemek istiyorum.

     Değerli Hemşerilerim; yukarıda yaptığımız kısa girişten sonra bizleri köyümüzün geçmişine ve tarihine götürecek ana yollardan birisi olan, İlimiz Ankara ve İlçemiz Kızılcahamam’ın tarihine özet olarak bir göz atmamız gerekli görülmektedir.

 

ANKARA VE KIZILCAHAMAM’IN ÖZET TARİHÇESİ


Ankara, coğrafi konumu itibariyle Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden birisidir. Milattan önceki ve sonraki dönemlerde Asya’dan-Avrupa’ya, Avrupa’dan-Asya’ya hatta Anadolu’da doğudan batıya yapılan seferler sırasında devamlı uğranılan bir merkez olmuştur. Yapılan bu seferlerde ulaşım akarsu yataklarına yakın yerlerden yapılmakta idi. Yöremizde  kuzey batı yönünde yapılan ulaşımlarda da yukarıda belirttiğimiz özelliklere sahip Sakarya Ovasına bağlantılı Kirmir (Kiymir) çayı Vadisi doğal geçit olarak kullanılmıştır.
Coğrafi yapısının yanında, tabii güzellikleri ve doğal su kaynaklarlıyla da cazip durumda olan Ankara ve Kızılcahamam çevresi, Türklerin Anadolu’ya geçişine kadar bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.  Özellikle 1071’de Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’ya göç eden Türk Boyları, 1073’lü yıllarda Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi Ankara ve çevresine ulaşarak kendilerine uygun buldukları toprakları yurt edinmeye başlamışlardır.
Tarihi araştırmacıların belirttiğine göre 1300’lü yıllarda Anadolu Selçuklularına mensup  Oğuz-Türkmen Boyları;  Denizli ve Kastamonu illerinin yanında, 30.000 çadırlık bir bölümü de Ankara ve civarına yerleşmiştir. Her çadırda 10 kişilik nüfus hesap edildiğinde yaklaşık 300.000 Oğuz-Türkmen’in Ankara ve Kızılcahamam yöresine yerleştiği ve bu toprakları yurt edinerek iskan ettikleri aynı kaynaklarda belirtilmektedir.
XIV.yüzyıl tarihi belgelerine göre  Anadolu’da tespit edilen 890 Oğuz Beyi adını taşıyan yerleşim yeri adından 49 ‘unun Ankara ve çevresinde olduğu; hatta 24 boy olan Oğuzlar’ın 18’inin adının Ankara-Kızılcahamam ve civar ilçelerindeki köylerde yerleşim yeri  adı olarak halen yaşatıldığı dikkate alınırsa, Oğuz Boylarının bu bölgeyi yurt edindikleri açıkça anlaşılır.
Anadolu Selçukluları’nın Beyliklere ayrılması döneminde İlçemiz Kızılcahamam’ın kuzey-batısında kalan Işıkdağı-Güvem bölgesi, kısa bir süre de olsa  Türk Boylarından Candaroğulları Beyliğinin nüfuz alanı içerisinde kalmıştır. Candaroğlu İsfendiyar Bey’in oğulları Hızır ve Kasım Bey’in aralarında anlaşmazlık çıkması ve Kasım Bey’in Osmanlılara başvurması üzerine bu yöremiz de 1417 Yılında Osmanlıların yönetimine geçmiştir. Bunun yanında:  aynı yörede 1402 Ankara Savaşından sonra Osmanlı Ordusunun Rumeli kuvvetleri içinde bulunan Çıtak boylarına mensup Türklerin, savaştan sonra tekrar geri dönmeyerek bu bölgedeki bazı köyleri kendilerine yurt edindikleri, Ankara Şavaşı’nın etkisi altında kalan bölgedeki köylerimizin Yıldırım Beyazıt adını yaşatmak için adlarınının başına Yıldırım adını getirdikleri, (Yıldırım Ören, Yıldırım Hacılar,  Yıldırım Demirciler, Yıldırım Olucak, Yıldırım Çatak gibi) bugün de bu adla anıldıkları, Tarih araştırmacıları tarafından belirtilmektedir. Hatta aynı kaynaklarda; Kızılcahamam’ın bazı köylerine yerleşen ve Kıpçak Türklerinin bir kolu olan Çıtaklar’ın Orta Asya’dan en son göç eden Türk boyları olduğu, Bu boyların Kızılcahamam’la birlikte Anadolu’nun çeşitli yerlerini yurt edindikleri, aile ve yerleşim yerlerine bu adı verdikleri, günümüzde Orta Asya’da bulunan Türk Devletlerinde de Çıtak Adının,  Çotak olarak  kullanıldığı belirtilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Kızılcahamam ve çevresi Türkleşme-İslamlaşma sürecini tamamlamış ve katıksız bir Türk Yurdu haline gelmiştir.

            Kızılcahamam ve çevresinin Türk-İslam yurdu haline gelmesinde;
a) Çamlıdere bölgesine yerleşen ve bugün bu ilçemizde Türbesi bulunan Ali Semerkandî Hazretlerinin,
b) Kızılcahamam-Taşlıca Köyünde türbesi bulunan yöremize ilim irfanı getiren, Anadolu’ya Öncü Akıncı Birlikleriyle gelip yerleşen Horasan Erenlerinden Oruç Gazi ile; Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın Başköy Rum Kalesini fethetmek üzere yolu üzerinde bulunan Taşlıca Köyüne uğradığında, Türk Askerlerine ikram ettiği ayranın bereketinden dolayı bu topraklara “Anadolu” adının verilmesini sağlayan keramet sahibi eli öpülesi annesi Kırgız (Kırmızı) Ebe’nin,  (Kızılcahamam Taşlıca Köyünde Türbeleri var)
c) Kızılcahamam-Çeltikçi Tekke (Verimli) Köyünde Türbesi bulunan Durasan Şah Bin Duman Ağa (Durhasan Paşa)’ nın,
büyük rol oynadıkları tarihçilerce belirtilmektedir.
Tarihte Yabanabat adıyla anılan kazanın; bugünkü Çamlıdere ve Kızılcahamam İlçesine bağlı köylerin büyük bir kısmı ile Güdül ve Ayaş İlçe sınırları içinde kalan birkaç köyü de içine alan bölgenin merkezi olduğu, Osmanlı Döneminde bu adla anıldığı, 1885 Yılına kadar Demirciören Köyü ile birlikte bazı yerleşim yerlerinin de İlçe Yönetim Merkezi olabileceği, bu konudaki araştırmaların sürdürüldüğü, 1885-1915 Yılları arasında (Şorba) olarak da anılan Pazar Nahiye Merkezinde, 1915 Yılında bu günkü yerleşim yerine taşınan; 1933 Yılına kadar Yabanabat, 1933 ten günümüze ise Kızılcahamam adıyla gelen ilçemizin özet tarihi bilgisini vererek  Köyümüz tarihçesine geçeceğiz.
Ancak; Köyümüz tarihçesine geçmeden önce çok önemli gördüğümüz Kızılcahamam İlçesinin tarihten günümüze nüfus hareketliliği üzerine kısa bir analiz yapmak istiyoruz. Elde ettiğimiz  ve uluşabildiğimiz verilere göre;

  1. Kızılcahamam’ın 1530 da 12.644, 1571/72 de 26.000, 1840’ta 14.850, 1882 yılında ise 21.107 nüfusunun bulunduğu,
  2. 1898 ‘li yıllarda ilk adı Güneyköy, daha sonra Şorba olarak anılan ilçemizin 175 köyünde 24.579’u erkek, 24.675’i kadın olmak üzere toplam 48.250 nüfusun yaşadığı,
  3.  Cumhuriyetin ilanından sonra ilk olarak 1927 Yılında yapılan nüfus sayımına göre 53.174’ü köylerde, 535’i ise ilçe merkezinde olmak üzere toplam nüfusunun 53.709 olduğu,
  4. Bu verilere göre, bütün ilçeleriyle birlikte toplam nüfusu 404.581 olan Başkent Ankara’mızın en kalabalık nüfuslu ilçesinin Kızılcahamam olduğu,
  5.  1927 Yılı Nüfus Sayımına göre Türkiye’nin Genel Nüfusunun ise 13.648.000 (13,6 milyon)  olduğu,
  6. 1950 Yılından sonra Ülkemizde yaşanan şehirlere göçlerin yanında, 1953 Yılında Çamlıdere’nin yeni İlçe olarak Kızılcahamam’dan ayrılması sonucu 1955 yılında ilçe genel nüfusunda % 16’lık bir azalma gözlendiği,
  7. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra İlçe Merkezi ile birlikte köylerde oturan hemşerilerimizin hızlı bir şekilde Anakara’nın metropol ilçelerine göç ettiği, Yenimahalle, Keçiören, Mamak, Çankaya, Sincan ve Etimesgut gibi İlçelerde Kızılcahamam’lıların mahalleler oluşturduğu, hatta bazı metropol İlçelerde Kızılcahamam adının cadde veya sokaklara verildiği,
  8. 2000 Yılında yapılan Genel Nüfus Sayımına göre ülkemiz Genel Nüfusu beş kat artarak 67,804.000’e yükseldiği halde; Kızılcahamam toplam nüfusunun 33.524'e düştüğü, (16.089’u  İlçe Merkezinde, 17.435’i köylerde  olmak üzere)
  9. Ankara İli Genel Nüfusunun 3.540.522’si şehir, 467.338’i köy olmak üzere toplam 4.007.860 olduğu, ilçemizden göç eden hemşerilerimizin yerleştiği Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Merkez İlçeleri nüfusunun ise 3.203.362’si şehir merkezinde, 153.515’i köylerde olmak üzere toplam 3.356.877 olduğu,

Tespit edilmiştir.
Kızılcahamam’ın nüfusu ile ilgili verilerde bizim üzerinde durmak istediğimiz ve önemli gördüğümüz husus; Cumhuriyet döneminde 1927’den 2000 yılına kadar geçen 73 yıllık sürede nüfus azalmasının hangi oranda olduğu, özellikle tamamına yakını köylerde olan nüfusun iç göçlerden ne oranda etkilendiğidir.

Yukarıda verilen istatistiki verilere göre;
1. 1927 yılında 13,6 milyon olan Türkiye geneli nüfusunun 5 kat artarak 2000 yılında 67,8 milyon yükseldiği,
2. Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin Başkenti olan Ankara İli’mizin 1927 yılı nüfusu 404.581 iken; 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 10 kat artarak il genel nüfusunun 4.0007.860’a yükseldiği,
3. 73 yıllık dönemde 10 kat artan Ankara İli nüfusunun Türkiye geneli nüfus artış hızının 5 kat üzerinde artış yaptığı, bu artışın Ankara’ya diğer illerden gelen iç göçlerden kaynaklandığı,
4. 1927 yılında Ankara’nın en kalabalık nüfuslu ilçesi olan Kızılcahamam’ın 53.709 olan nüfusunun, 2000 yılı nüfus sayımlarına göre Türkiye ve Ankara nüfusundaki artışa ters orantılı olarak azaldığı ve köy nüfusları da dahil  33.524’e  düştüğü,
5. 1927’den 2000 yılına kadar Türkiye Geneli nüfusunda gerçekleşen 5 katlık artışın, Kızılcahamam ilçe nüfusuna da yansıması ve iç göçlerin yaşanmamış olması halinde; ilçe merkezi ve köyleri beklenen nüfusunun 53.701x5=268.505 olması gerektiği, hatta 1927 yılındaki nüfusunu da koruyamayarak 33.524’e düştüğü,
Sonuç olarak da; Kızılcahamam İlçesi ile ilgili kaleme alınan kaynak kitaplarda ve diğer istatistiki verilerde de belirtildiği üzere özellikle köylerde yaşayan nüfusun tamamına yakının Başkent Ankara’nın metropol ilçelerine göç ettiği, iç göçlere maruz kalan Kızılcahamam’lı hemşerimizin ise (268.505-33.524) yaklaşık 234 bin olduğu,
 anlaşılmaktadır.
O halde; Ankara İl merkezinde bulunan ya da Ankara’da yaşayan Kızılcahamam’lı hemşerimizin sayısı ne kadardır? sorusunun yukarıdaki istatistiki verilere göre matematiksel cevabı –“234 bin civarındadır “olacaktır.
1953 yılında Kızılcahamam ilçesinden ayrılarak yeni ilçe olan Çamlıdere ilçesinin, Kızılcahamam nüfusunda %16’ lık bir azalmaya neden olduğunu da dikkate aldığımızda; Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle ilçelerinin toplam nüfusu 3.203.362, bu ilçelerde oturan Kızılcahamamlı hemşerimizin sayısının da 200 bin olduğunu anlarız. Diğer bir ifade ile Ankara’nın metropol ilçelerinde oturan Kızılcahamamlıların bu ilçelerde oturan toplam nüfusa oranının % 6,24 olduğu ya da Ankara il merkezinde yaşayan her 15 kişiden birinin Kızılcahamamlı olduğunu söylersek rakamlara göre yanılmamış oluruz. Bunun yanında  kız alıp vermelerle nüfusumuzun en az  % 50 sinin Kızılcahamamlıların dışında Ankara’da yaşayan diğer nüfusla akrabalık bağının  oluştuğunu da düşünürsek yaklaşık 350-400 bin nüfusun Kızılcahamamlılık bağı oluşmuştur.
Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sahtı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır…” sözüne sonuna kadar sadık kalan, ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunan ve bu uğurda canını hiç çekinmeden feda eden ve edecek olan, birlikten ve dirlikten yana üzerine düşen görevleri yapacağından şüphemiz olmayan hemşerilerimizin; gerek Büyükşehir belediyesine bağlı yerel yönetimlerde. gerekse Ankara ili genel siyasal ve ekonomik yapısında hangi oranda temsil edildiğini ve bu oranların Kızılcahamamlılar için yeterli olup olmadığını takdirlerinize bırakıyoruz. Temennimiz odur ki; 2007 yılında kimlik numarası esasına göre yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre bir değerlendirmenin de genç Kızılcahamamlı araştırmacı hemşerilerimizin yapması, Bu alanda yapılan araştırmaların Kızılcahamamlılar olarak sağlayacağımız birlikteliğimizin, hemşerilerimizle birlikte ülkemizin kalkınmasına birlik ve dirliğine giden bir yol olmasıdır.

ÇELTİKÇİ-AKÇAÖREN KÖYÜ  ÖZET TARİHÇESİ
Yukarıda özet olarak belirttiğimiz gibi İlimiz Ankara ve İlçemiz Kızılcahamam’ın tarihi gelişimine paralel Köyümüzün tarihini de iki bölümde ele alınmasını uygun gördük.( Köyümüz, Bucak teşkilatının olduğu yıllarda bu isimle anılmakta idi. Bugün ise AKÇAÖREN ya da DALAKSUYU AKÇAÖREN olarak tanınmaktadır.)
1. Türklerin Anadolu’ya gelmeden önceki dönemi; köyümüz sınırları içinde bulunan Kaplanlı (Dede) deresindeki kaya-mağaraları ile Turnalı Köyüne yakın sınırlarımız içinde bulunan Asar Deresine hakim kale ve yakınları ile dalaksuyu mevkiindeki eski mezarlıklar olduğu anlaşılan kalıntılara göre Ankara ve çevresinde yerleşmiş olan eski medeniyetlere mensup kavimlerin muhtemelen bu yörelerde yerleşim yeri olarak kullandıklarıdır. Bahsedilen bölgede bu uygarlıklara ait  tarihi kalıntılar mevcuttur.
2. Ankara ve havalisinde 1300’lü yıllarda başlayan Türkleşme-İslamlaşma hareketine paralel olarak da, atalarımızın köyümüzü aynı yıllarda yurt edindikleri, köyümüze yerleşen atalarımızın da Anadolu Selçukluların bir kolu olan Oğuz Boylarına mensup Türkmen soyundan geldiğidir.

 

    İlk defa 1463 tarihli Mufassal Tahrir Defterinde "Ağcaviran" adıyla Yabanabad kazasına bağlı, 28 haneden müteşekkil bir köy olduğu belirtilmiş .Selçuklu Türkleri' nin, 1072' den itibaren Ankara, özellikle de Kızılcahamam yöresine gelerek yerleşmeye başladıkları düşünüldüğünde, Akçaören Köyünün 1072-1463 tarihleri arasında kurulmuş köylerimizden birisi olduğu anlaşılmaktadır. Ya da yörede Müslüman Türklerin iskanının Ankara Savaşı' ndan sonra başladığı yönündeki ikinci bir iddiaya göre değerlendirme yapılacak olursa, Akçaören' in kuruluşunun 1402-1463 tarihleri arasında olduğunu söylemek de mümkündür. Osmanlı dönemi ikinci toplu istatistik bilgilerinin yer aldığı 1523-1530 tarihli Mufassal Tahrir Defterinde ise köy yine "Ağcaviran" adıyla, 14 hane olarak tespit edilmiş. 1571-1572 son Mufassal Tahrir Defterinde de yine aynı adla yer alan köyün, toplam 18 hane olduğu belirtilmiştir.

                 Akçaören' in devlete verdiği toplam vergi miktarı ise yukarda belirtilen kaynaklarda: 1463' te 1145 kuruş, 1523-1530 da 1050 kuruş ve 1571-1572 de 1102 kuruş olarak kaydedilmiştir.

                 Osmanlı dönemi son toplu istatistik bilgilerini içeren 1840 tarihli Temettuat Defterinde ise Akçaören Köyü' nde vergi mükellefi olan 15 hane reisinin adları, mal varlıkları  ve vergi miktarlarıyla birlikte ayrıntılı liste halinde kaydedilmiştir. (1840 yılı Temettuat Defteri bilgileri ekte bulunmaktadır. )

 

  Ankara ve Havalisindeki köy ve yerleşim yerlerinde olduğu gibi Türklerin Anadolu’ya yerleştiği 1300-1400’lü yıllarda yaşamış  bugün için isimleri unutulmuş mezar yerleri belirsiz hale gelmiş mevkiler ve ebedi istirahatgâhlarında görevlerini tam olarak yapmış olmanın huzuru içinde yatan;  defnedildikleri mevkilerin türbe veya yatır olarak belirlendiği, bizden önceki Atalarımızın ve bizlerin rahmetle Fatihalarla andığı Anadolu erenleri köyümüz sınırlarında da bulunmaktadır.
Kaplanlı Deresinde (diğer adıyla Dede Deresi) Türbe olarak adlandırılan mevkii ile “Göynük” tepesinde Bu zatların (erenlerin)  mezarlarının bulunduğu, büyüklerimizce bizlere aktarılmıştır. Bunlara ek olarak, taşları ve  mezar yerleri kaybolmuş mezarlığımız ile;  en az 500-600 yıllık olduğu söylenen ve yaşayan tarih olarak dimdik ayakta duran “Dedeçamı’nın da köyümüzün Türk-İslam tarihi geçmişine ışık tutuğu aşikardır.
Ek-1 de sunduğumuz 1840 tarihli vergi beyannamesinde 15 hane olarak beyan edilen (hane reislerinin biyografisi verilmiş) Köyümüzün Tarihine ışık tutan eserlerden birisi de; Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yabanabad kazasındaki vakıf mallarına ilişkin tutulan ve 1826 yılında Darphane-i Amire Nezaretin’den (para basımı ile ilgili Bakanlık) ayrılarak, Evkaf-ı Hümayun Nezareti (Vakıflar Bakanlığı) adıyla kurulan Bakanlığın kontrolüne giren ve padişah beratı ile görevlendirilen mütevelliler tarafından idare olunan vakıf malları arasında adı geçen, yaşlılığının yanında deprem sarsıntılardan da etkilenerek içinde bulunulması halinde yıkılma tehlikesi bulunduğundan 1956 yılında yıkılmış köyümüz  eski Camii-şerifi’dir. Yıkılan eski cami-i şerifimizin hemen yanına 1956 yılında köy halkımızın katkılarıyla yeni cami-i şerifimiz yaptırılmıştır. Burada köyümüze hizmeti geçen ve ebediyete intikal eden bütün köylülerimizi ve köy muhtarlarımızı rahmetle anıyor, yaşayanlara da sağlıklı bir ömür diliyoruz.
Bugün için halen hizmet veren ve Kızılcahamam’lı Yaşar usta tarafından duvarları taştan, çatısı ahşap (tahtadan) olarak 146 metrekare arsa üzerine (iç alanı 113 metrekare) yapılan yeni cami-i şerifimiz; 150 kişi kapasiteli olup, köy tüzel kişiliği adına kayıtlıdır. Yeni cami-i şerifimizin yanına 1990’lı yıllarda hayırseverlerin katkılarıyla köy halkımız tarafından temeli beton, ana gövdesi kesme taştan yeni bir minare yaptırılmıştır. Bugün için mevcut Cami-i şerifimiz cenaze ve mevlit merasimlerinde  yeterli gelmemektedir. Ancak, yine köy halkımızın katkılarıyla yaptırılan ve 2006 Yılında bitirilerek hizmete açılan üç katlı köy misafirhanesinin gerek görülen hallerde bir katının çok amaçlı salon ve mescit olarak hizmete sunulması düşünülmektedir. Açılışı, Fahrî hemşerimiz de olan Sincan Belediye Başkanı Sayın Hasan ALTIN tarafından 2 Temmuz 2006 Dalaksuyu Festivalinden sonra yapılan köy misafirhanemizde, aynı anda (bir katında bayanlar, bir katında erkekler olmak üzere) 600 kişi yemek yiyebilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde doğu cephesinde Osmanlı-Rus, batı cephesinde Balkan, 1. Dünya (Çanakkale) ve Kurtuluş Savaşlarında; ülke genelinde ve yakın çevremizde olduğu gibi köyümüzde de sayısız şehit verilmiştir. Şehitlerimizin çoğu köy adı yerine Yabanabat kazası adına hatta Ayaş İlçesi nüfus kayıtlarında çıkmaktadır. Bu savaşlarda hemen hemen her aileden-sülaleden en az  bir veya iki şehidimiz vardır. Bu vesile ile bütün şehitlerimizi bir defa daha rahmetle anıyoruz.
Gerek 1900’lu yıllarda yaşanan savaşlar, gerekse savaş sonrası dönemde köyümüzde atalarımız büyük yokluklar ve kıtlıklar içinde yaşamış, gelir kaynaklarının kıt olmasından dolayı da büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Bütün bunların yanında köyümüzde 1942 yılına kadar okul olmadığından köy odalarında veya evlerde hafızlık eğitimi alınmış,  eğitim-öğretimde istenilen seviyeye ulaşılamamıştır.
1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanununa göre 30.03.1936 tarihi itibariyle tanzim edilen  ve EK-2 de bir örneğini sunduğumuz soyadı defterinin sonuna köy ihtiyar heyeti tarafından düşülen tasdik şerhinden de anlaşılacağı üzere köyümüzde bugünkü soyadlarla anılan toplam 273 kişinin nüfus kütüğüne kaydı yapılmıştır. Soyadı Kanununa göre verilen soyadlarımız ile tarihi soyağacımızı gösteren tabloları EK-3-4’te sunuyoruz. Köyümüz Nüfus kayıtları incelenerek nüfusumuza ve akrabalık durumlarına ilişkin detaylı bir çalışma yapılacaktır.  1960-2000 Yılları arasında yapılan Nüfus Sayım sonuçlarına göre köyümüzün nüfus bilgileri genelde şöyledir:

1960–2000 YILLARI ARASI
ÇELTİKÇİ -AKÇAÖREN KÖYÜ NÜFUSUNDA SAYISAL GELİŞMELER

NÜFUS SAYIM YILLARI

1936 Yılında yapılan Nüfus Kayıtlarına göre: 273 kişi

1960

1965

1973

1985

1990

1997

2000

363 kişi

340 kişi

232 kişi

148 kişi

94 kişi

62 kişi

57 kişi

Kaynak: Bilgiler, Yabanabad 2000 adlı eserden alınmıştır.
  
Tablodan da anlaşılacağı gibi 1960 Yılından itibaren Ankara Metropol ilçelere, özellikle de Sincan İlçesine yaşanan iç göçten dolayı köyümüz nüfusu günden güne azalmıştır. 2000 Yılından sonra köyümüze geri dönüş başlamıştır.
Köyümüzün idari yapısında görev almış ve köyümüze hizmet etmiş olan ve büyük bir bölümü bugün için Hak’kın Rahmetine kavuşmuş Muhtarlarımızın da 1950 Yılından bu güne adlarını aşağıda tablo halinde vermek istiyoruz. Ebediyete intikal etmiş olanları rahmetle anıyor, hayatta olanlara da sağlıklı bir ömür diliyoruz.

 

1950–2007 YILLARI ARASINDA AKÇAÖREN KÖYÜNDE MUHTARLIK YAPANLARIN LİSTESİ

SOYADI VE SOYADI

GÖREVE BAŞLAYIŞ TARİHİ

GÖREVDEN AYRILIŞ TARİHİ

VEKALET VEYA ASALET DURUMU

AÇIKLAMA

Babaoğlan DOĞAN

1950

1954

ASALETEN

ÖLDÜ

Durmuş ARSLAN (HATIP DAYI)

20.11.1954

24.09.1958

ASALETEN

ÖLDÜ

Sefer  ÖZ

24.09.1958

24.11.1958

VEKÂLETEN

SAĞ

Durmuş ARSLAN (HATIP DAYI)

24.11.1958

20.11.1963

ASALETEN

ÖLDÜ

MUSTAFA BAŞBUNAR

20.11.1963

03.11.1967

ASALETEN

SAĞ

MUSTAFA BAŞBUNAR

03.11.1967

02.06.1968

 UZATMA DÖNEMİ

SAĞ

DURMUŞ İNCE

02.06.1968

18.12.1972 09.08.1973

ASALETEN

ÖLDÜ

İSMAİL ÇALIK

09.09.1973

10.09.1973

VEKÂLETEN

SAĞ

DURMUŞ ÖKSÜZ

12.09.1973

24.12.1973

VEKÂLETEN

SAĞ

Hamdi KARATAŞ

24.12.1973

14.12.1977

ASALETEN

ÖLDÜ

Hamdi KARATAŞ

14.12.1977

05.04.1984

ASALETEN

ÖLDÜ

Mehmet  ARSLAN

05.04.1984

03.04.1989

ASALETEN

ÖLDÜ

Satılmış ÖZDEMİR

03.04.1989

20.04.1994

ASALETEN

SAĞ

Satılmış ÖZDEMİR

20.04.1994

20.04.1999

ASALETEN

SAĞ

Osman ASLAN

20.04.1999

28.03.2004

ASALETEN

SAĞ

Osman ASLAN

28.03.2004

HALEN GÖREVDE

ASALETEN

SAĞ

Kaynak: Kızılcahamam Kaymakamlığı Özel Kalem Müdürlüğü arşivleri.

 

EĞİTİM-ÖĞRETİM

Köyümüz İlkokulu 1942 Yılında eski okul yeri dediğimiz Mezarlığın yanında Turnalı’ya giden  yola cepheli  arsa üzerinde  yapılmış binada hizmete  açılmıştır. Bu bina daha sonra yıkılmış arsası da Köy Tüzel Kişiliği tarafından Hasan KARATAŞ’a satılmıştır. Köyümüzde halen Köy Muhtarlığının kullanımına geçici tahsis edilen ve halen lojmanında Köy İmamı oturan, eğitim öğretime kapalı yeni  ilkokul binası ise 1960 Yılında hizmete açılmıştır.

Köyümüzde eğitim-öğretimden söz ettiğimizde; 1915 Yılı Tekke (Verimli) Köyü Doğumlu, 1941 Yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde  aldığı 9 aylık eğitimle Eğitmen olup, 1942 Yılında Köyümüze atanan,  Köyümüzden evlenip 1967 Yılına kadar babadan-oğula iki kuşak çocuk okutup bizlere 25 yıl hizmet ettikten sonra,  Tekke Köyüne tayinle gidip 9 yıl da kendi köylülerine hizmet ettikten sonra 1.09.1976 tarihinde 35 yıl 6 ay hizmet üzerinden emekli olmuş Değerli Eğitmenimiz Ali ÖZDEMİR’i (Tekke’li Eğitmeni) de saygı ve rahmetle anıyoruz.  
1960 Yılına kadar köyümüzde Eğitim öğretim üçüncü sınıfa kadar eğitmenimiz tarafından verilmiş, köyde okuyanlar ancak ilkokul 3 diploması alabilmişlerdir. İlkokul 5 diploması almak isteyen köylülerimiz ise 4. sınıftan itibaren Örencik Köyü veya diğer yerleşim yerlerindeki okullarla gitmek zorunda kalmışlardır. Köy İlkokulumuzda 5. sınıfa kadar eğitim imkanına  ise 1960 Yılında Eğitmenimizle birlikte hizmet veren ve köyümüzün ilk öğretmeni olan Deniz YURDUN’la geçilebilmiştir. Daha sonra bizlere hizmet veren diğer öğretmenlerimiz ise sırasıyla; Hacı ÖZEL, Halit SARIOĞLU, Hayrullah SONEL, Şinasi GÜNEŞ ve Ekrem  GÖKÇE’dir. Hepsini saygıyla anıyoruz .(Eğitim-öğretim ve kültürümüze ilişkin araştırmalarımız devam etmekte olup sonuçlandırdığımızda sizlerle tekrar paylaşacağız)
Köyümüzün ekonomik durumunun yanında, dağlık arazisi yüzünden ulaşımda çekilen  güçlükler sebebiyle 1960’lı yıllara kadar lise ve yüksek öğrenim düzeyinde tahsil gören hemşerimiz bulunmamaktadır. Köyümüzde, Hasanoğlan Öğretmen Okulu sınavını kazanarak ilk yüksek öğrenime giden hemşerimiz ise Rahmetli Dursun ÖZ’dür. Köy öğretmenliğinin yanı sıra Yüksek öğrenimi de tamamlamış olan Dursun ÖZ, Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden emekli olmuştur.  1970 ten sonra da Durmuş KARATAŞ  Hasanoğlan  Öğremen Okulunu kazanarak, Recai UÇAR ise Çeltikçi Ortaokulu ve Ayaş Lisesini okuyarak Yüksek Öğrenime giden hemşerilerimiz olmuşlardır.
1960 Yılından sonra Ankara’ya göç eden köylülerimizin en önem verdiği husus; “zamanında biz okul bulup okuyamadık, bari çocuklarımız okusun da kendilerini kurtarsın” düşüncesiyle çocuklarını erkek-kız ayırımı yapmadan büyük bir özveriyle okutmalarıdır.  Bugün için her alanda (öğretmenlik, tıp, mühendislik, polis, asker vb) yükseköğrenim görmüş çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Tahsil durumumuzla ilgili sayısal gelişmeleri, hazırlayacağımız köy rehberimizde detaylı olarak ayrıca ele alacağımızı belirtip, köy ilkokulumuzun yıllara göre öğrenci sayılarını vererek tarihçe ile ilgili çalışmamızı burada noktalamak istiyoruz.

 

ÇELTİKÇİ -AKÇAÖREN KÖYÜ İLKOKULUNDAKİ ÖĞRENCİLERİN
 BAZI YILLARA GÖRE SAYISAL DURUMU


ÖĞRETİM YILLARI

ÖĞRENCİ SAYILARI

KIZ

ERKEK

TOPLAM

1967–1968

23

23

46

1975–1976

15

10

25

1985–1986

11

7

18

1994–1995

2

3

5

1997–1998

4306 sayılı kanun gereğince zorunlu ilköğretimin sekiz yıla çıkarılmasından dolayı Akçaören Köyü İlkokulu kapatılmış, o tarihten bugüne de öğrencileri Çeltikçi İlköğretim Okuluna günü birlik taşınarak “Taşımalı İlköğretim Uygulaması” kapsamında eğitim ve öğretimlerini sürdürmektedirler.




                                                                      HAZIRLAYAN
                                                
                                                                   Durmuş KARATAŞ
                                           Akçaören Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği
                                                               Yönetim Kurulu Başkanı

1840 yılı Temettuat Defterine göre Akçaöre Köyü Hane Reisleri, Mal Beyanları ve Ödenen Vergiler:

 

No 1 : Ali Efendi ( İmam, Orta Boylu, Kumral Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : - kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : - kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

İnek ve Yoz : 1 Baş - Kıymet : 100                                 ----

Merkep Yozu : 1 Baş - Kıymet : 50

Sağmal Koyun : 1 Baş - Kıymet : 22

Sağmal Tiftik : 5 Baş - Kıymet : 96

 

No 2 : Ahmed (Muhtar, Rençber, Orta Boylu, Kara Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : 400 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 2000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 2 Baş - Kıymet : 200                                          Tarla : 32 Dönüm - Kıymet : 1900

İnek ve Yoz : 3 Baş - Kıymet : 220                               Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 50

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 200

Sağmal Koyun : 5 Baş -  Kıymet :88

Sağmal ve Yoz Tiftik : 93 Baş - Kıymet : 2176

Arı : 10 Sepet - Kıymet : 150

 

No 3 : Emir Osman (Rençber, Uzun Boylu, Ak Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 430 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 2500 kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 5 Baş - Kıymet : 500                                         Tarla : 94,5 Dönüm - Kıymet : 5075

İnek ve Yoz : 12 Baş - Kıymet : 665                            Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 50

Merkeb : 1 Baş - Kıymet :100

Bargir ve Tay : 2 Baş - Kıymet : 400

Sağmal Koyun : 10 Baş -  Kıymet :338

Sağmal ve Yoz Tiftik : 52 Baş - Kıymet : 2075

Arı : 1 Sepet - Kıymet : 15

 

No 4 : İbrahim ( Kömürcü, Uzun Boylu, Ter Bıyıklı )

Bir Senelik Vergisi : 135 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 1000 kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 1 Baş - Kıymet : 100                                         Tarla : 6 Dönüm - Kıymet : 450

İnek ve Yoz : 1 Baş - Kıymet : 100

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 250

 

No 5 : Yırtık Göz İbrahim (Orta Boylu, Kır Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : 270 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 1000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 2 Baş - Kıymet : 200                                         Tarla : 43,5 Dönüm - Kıymet : 2350

İnek ve Yoz : 4 Baş - Kıymet : 250                              Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 25

Merkeb : 2 Baş - Kıymet : 150

Sağmal Tiftik : 6 Baş - Kıymet : 147

Arı : 3 Sepet - Kıymet : 45

 

No 6 : Ali Oğlu Mehmed (Kömürcü, Orta Boylu, Kara Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : 400 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 2500 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 5 Baş - Kıymet : 500                                         Tarla :70 Dönüm - Kıymet : 3900

İnek ve Yoz : 7 Baş - Kıymet : 630                               Bağ : 1 Dönüm - Kıymet : 400

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 100

Sağmal Koyun : 13 Baş -  Kıymet :332

Sağmal ve Yoz Tiftik : 135 Baş - Kıymet : 3136

Arı : 18 Sepet - Kıymet : 270

 

No 7 : Kasab Oğlu İsmail (Kömürcü, Orta Boylu, Kara Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : 120 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 1000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Öküz : 1 Baş - Kıymet : 100                                         Tarla :16 Dönüm - Kıymet : 850

İnek ve Yoz : 3 Baş - Kıymet : 230

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 200     

Arı : 1 Sepet - Kıymet : 15

 

No 8 : Deli İbrahim ( Kömürcü, Uzun Boylu, Kumral Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 240 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 800 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları:

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 150                                      Tarla :32 Dönüm - Kıymet : 2000

İnek ve Yoz : 9 Baş - Kıymet : 405                             Bostan : 1 Evlek - Kıymet : 50

Sağmal Koyun : 1 Baş -  Kıymet :22

Sağmal Tiftik : 1 Baş - Kıymet : 25

 

No 9 : Oruç Oğlu Hüseyin ( Orta Boylu, Kır Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 200 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 1000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

Öküz : 2 Baş - Kıymet : 200                                         Tarla :16 Dönüm - Kıymet : 1000

Merkeb : 1 Baş - Kıymet :100

Bargir : 1 Baş - Kıymet :150

Sağmal Tiftik : 3 Baş - Kıymet : 75

 

No 10 : Mütevelli Oğlu Hüseyin (Kömürcü, Orta Boylu, Kara Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : - kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 800 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

İnek ve Yoz : 2 Baş - Kıymet : 200                              Tarla :181,5 Dönüm - Kıymet : 7575

                                                                                       Çayır : 5 Dönüm - Kıymet : 500

                                                                                       Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 50

 

No 11 : Ali (Rençber, Orta Boylu, Sarı Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 110 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 1000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

Öküz : 1 Baş - Kıymet : 100                                         Tarla :10 Dönüm - Kıymet : -

İnek ve Yoz : 4 Baş - Kıymet : 255

 

No 12 : Halil (Kömürcü, Orta Boylu, Kara Sakallı)

Bir Senelik Vergisi : 120 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 900 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

İnek ve Yoz : 3 Baş - Kıymet : 155                              Tarla : 23Dönüm - Kıymet : 1150

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 250                                       Bağ : 1 Dönüm - Kıymet : 350

Arı : 1 Sepet - Kıymet : 15

 

No 13 : Mustafa (Rençber, Orta Boylu, Kara Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 65 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 500 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları

Öküz : 1 Baş - Kıymet : 100                                          ------

İnek ve Yoz : 1 Baş - Kıymet :100

 

No 14 : Hıdır Oğlu Mehmed (Rençber, Uzun Boylu, Kumral Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 270 kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 2200 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

Öküz : 3 Baş - Kıymet : 300                                         Tarla :79,5 Dönüm - Kıymet :  4700

İnek ve Yoz : 2 Baş - Kıymet : 130                              Çayır : 0,5 Dönüm - Kıymet : 50

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 20                                         Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 50

Sağmal Koyun : 2 Baş -  Kıymet :44

Sağmal Tiftik : 6 Baş - Kıymet : 137

 

 

No 15 : Ali ( Rençber, Uzun Boylua Sakallı )

Bir Senelik Vergisi : 345 Kuruş

Bir Senelik  Temettuatı : 2000 Kuruş

Hayvanları :                                                                  Malları :

Öküz : 3 Baş - Kıymet : 300                                         Tarla : 52 Dönüm - Kıymet :  3150

İnek ve Yoz : 7 Baş - Kıymet : 425                              Harman Yeri : 1 Kıta - Kıymet : 50

Merkeb : 1 Baş - Kıymet :100

Bargir : 1 Baş - Kıymet : 100

Sağmal Koyun : 4 Baş -  Kıymet :88

Sağmal Tiftik : 13 Baş - Kıymet : 260

Arı : 1 Sepet - Kıymet : 15

 

Genel Toplam :

55.994 Kuruş

Hayvanlar :

18.919 Kuruş

Emlak :

37.075 Kuruş

Bir Senelik Vergi Toplamı :

3.005   Kuruş

Bir Senelik Temettuat :

19.200 Kuruş